İçeriğe geç

Guru

Avatar: Son Hava Bükücü hepimizin bildiği efsane animasyon-dizilerden birisidir. Bizlere hayata dair pek çok bakış açıları önerir. Karakterlerin zaman içindeki değişimleri, hayata bakış açıları aslında hepimizin hayat dediğimiz süreçte yaşadıklarıyla örtüşüyor. Yalnız beni en çok etkileyen bölümlerden biri Kitap 2 Bölüm 19’daki Guru bölümüdür. Guru Pathik’in, Avatar Aang’e avatar haline geçebilmesi ve Aang’in onu kontrol edebilmesi için ‘çakralarını açtığı’ meditasyon süreci aslında hepimize hitap eden bir “tedavi sürecidir”. Fakat buna değinmeden önce belirtmek istediğim başka bir konu var. O da hayatı, hayata katmak…

Kendimce uydurduğum(!) hayatı, hayata katmak düşüncesini sizlere açmak istiyorum. Öncelikle hayatı tanımlamamız gerekiyor. Hayat nedir? Benim şahsi görüşüm hayatı 2 şekilde tanımlayabiliriz. Zamansal olarak ve kavramsal olarak. Zamansallık kısmını başka bir yazımda detaylı anlatmak istediğimden dolayı kavramsallık kısmından bahsetmek istiyorum. Hayat, kavramsal olarak bakıldığında “algı” olarak tanımlanır. Yani, hayat bir algıdır. Küçüklükten beri öğrendiğimiz kültürel, ahlaki, matematiksel vs her türlü bilgi bizde bir algı oluşturur. Biz de bu “algı” ile bize tanınan zamanı yorumlarız ve buna da hayat deriz. Haliyle hayat dediğimiz ifade “algı” demekse hayatı, hayata katmak da kendimize farklı algılar katmak anlamına gelir. Hayatta ne kadar farklı algılara sahip olursak onu yorumlamamız da o kadar zengin olur. Buna en basit örnek kitap okudukça, farklı insanlar tanıdıkça farklı fikirlere sahip olmamız ve hayatı yorumlama şeklimizin farklılaşmasıdır. Tabi bu algılar sizde o zamana kadar öğrendiklerinize ters düşen ya da öğrendiklerinizi destekleyen algılar olabilir ki o da ayrı bir muhabbet.

Konumuza dönersek sizlere bu yazımda “Guru” bölümünden neleri hayatıma kattığımı sizlere anlatmak istiyorum. Aslında bölümdeki meditasyon sürecini sizlere anlatmak istiyorum.

 

“Bu derede suyun akması gibi enerji de vücudunda akış halindedir. Gördüğün gibi su akışı sırasında belli noktalarda toplanarak birikiyor. Bu küçük göller bizim çakralarımızdır. Önünde bir engel yoksa bu dere sürekli akmaya devam eder. Ama hayat çok karmaşıktır. Derenin içine bir sürü şey düşebilir. Dere akmaya devam edemez. Ama küçük göllerin önünü açabilirsek…” Guru Pathik bize enerjimizin vücudumuzda nasıl dolaştığını ve bu dolaşıma neyin engel olduğunu bu örnekle açıklar.

Guru Pathik’e göre 7 farklı çakra bulunur. Her birinin işlevi farklıdır. Bu çakralar duygu-durum halimizi temsil eder. Yaşadığımız olumsuz duygular ordaki enerjimizi tıkar ve doğru düşünemez bir hale bürünürüz. Doğru düşünemeyince de kendimizle barışık bir durumda olmayız. Benim gözümde işin özü odur. Kendinle barışık olmak, kendini tanımak, kendi dengeni sağlamak… Guru Pathik ise bize tam olarak bunu anlatıyor. Kendi dengemizi nasıl sağlayacağımızı…

1)Toprak Çakrası

Guru Pathik bu çakranın “hayatta kalma” ile alakalı olduğu belirtir. İnsanın en temel içgüdüsüdür hayatta kalmak. Fakat korkularımızın bu enerji akışını engellediğini belirtir. Korkularımızla yüzleşmemiz gerekiyor. Çünkü bizi ilgilendiren “hayatta kalmak”. Mesela beni bir kere bir köpek kovalamıştı – Daha doğrusu ben koşunca o da peşimden koşmaya başladı 🙂 – Sonrasında düştüm ve çenemi yardım.  O günden beri arkadan bir köpek peşimden gelirse korkarım. Ancak pek çok kez gece üniversitemin kampüsünde köpeklerin yanından geçerek yurda gittim. Çünkü yurda gitmem gerekiyor ve korkumun bunu engellemesine izin veremem. Zaten korkularımızı düşündüğümüzde özünde aslında onlar gerçek değildir. Hatta bir çoğu kendi yaşantımızda edindiğimiz kötü tecrübelerle oluşur. Haliyle onun bizi engellemesine izin vermemeliyiz. Bırak dereye aksın, gitsin.

2)Su Çakrası

Bu çakra “zevk alma” ile ilgilidir. Bu çakrayı da suçluluk duygusu kapatır. Kendinizi suçladığınız anları bir düşünün. Hayatımız boyunca suçluluk duyduğumuz pek çok şey yapmışızdır ve bunları düşünerek kendimizi kötü hissedebiliriz. Ancak olan olmuştur. Bu gerçeği kabullenmek gerekir. Yanlış şeyler yapmışızdır. Hatta bizi o yanlışa zorlayan durumlar, bizi o hallere getirenler de olmuş olabilir. Haklı ya da haksız olmanız bir şey değiştirmez çünkü olan olmuştur. O olayların zihnimizi tıkamasına, bize engel olmasına izin vermememiz gerekir. Ve de Guru Pathik’in dediği gibi “Dünya üzerinde olumlu bir etkin olmasını istiyorsan önce kendini bağışlamalısın.”

3)Ateş Çakrası

Bu çakra “irade” ile alakalıdır. Bunu da utanç ve hayal kırıklıkları kapatır. Hepimizin hayal kırıklıkları olmuştur. Bu beklentilerimizden kaynaklı olabilir, üzerimize düşeni yapmışızdır fakat sonuç olumsuz olmuş olabilir ya da ummadığımız kişilerle yaşadığımız olaylar olabilir. Burada önemli olan ise yaşadıklarımızı inkar etmemektir. Yaşananlar üzerine takılıp kalmaktansa kendimize bir ders çıkartıp yaşananların dereyle beraber akıp gittiğini izlememiz gerekir.

4)Sevgi Çakrası

Bu çakra “mutluluk” ile alakalıdır. Üzüntü ve keder bu çakrayı kapatır. Kederlerimizle yüzleşelim. Guru Pathik der ki “Sevgi bir enerji biçimidir ve çevremizde döner durur. Hava gezginlerinin sana duyduğu sevgi bu dünyadan hiç bir zaman ayrılmadı. O sevgi hala senin kalbinde ve yeni bir sevgi biçiminde yeniden doğdu.” Halam ve eniştem benim gördüğüm en ideal çiftti. Eniştem vefat etti fakat halamın 3 tane torunu oldu 🙂 Hayat böyledir. Sevgi, her zaman başka hallerde karşımıza çıkar. Önemli olan bu farkındalığa açık olabilmek. Kederlerimizle boğulmak yerine sevgimizin bize nasıl döneceğini düşünmek… Bu yüzden bırak kederlerin dereyle akıp gitsin.

5)Ses Çakrası

Bu çakra “gerçekler” ile ilgilidir. Yalanlar da bu çakrayı kapatır – Hem de kendi kendimize söylediğimiz yalanlar- . “Kendi doğan hakkında yalan söyleyemezsin.” Her kim isek o olduğumuzu kabul etmeliyiz. Çünkü kendimizle ilgili “gerçeği” kabul ettikten sonra onu değiştirebilir ya da geliştirebiliriz.  Bunu sadece kişilikle alakalı değil olaylarla alakalı da düşünebiliriz. Yaşadığımız olaylarda “gerçek”lerin üstünü kapatamayız. Halının altına bir şeyleri süpürmek sıkıntının boyutunun artırmaktan başka bir duruma yol açmaz.

6)Zihin Çakrası

Bu çakra “kavrayış” ile ilgilidir. Bu çakrayı da yanılgılar kapatır. “Bu dünyadaki en büyük yanılgı her şeyin birbirinden farklı olduğu yanılgısıdır. Aslında farklı diye birbirinden ayırdığımız şeylerin hepsi özünde bir ve tektir. ” der Guru Pathik. Düşündüğümüzde bizler aslında “çeşitlilikleri”, “farklılık” olarak “etiket”liyoruz. Farklı dillerde konuşmamız, farklı dinlere inanmamız, farklı kültürlerde büyümemiz aslında “farklılık” değil bir “çeşitliliktir”. Bu yanılgılardan kurtulmak için sadece bir kelimeyi değiştirmemiz yeterli olacaktır. Ee hayat bazen de bu kadar basittir işte.

7)Düşünce Çakrası

Bu çakra “kozmik enerji” ile ilgilidir. Bu çakrayı da dünyeviyat kapatır. Aslında bu çakranın anlatmak istediği felsefedeki “hakikat”e erme hali ya da tasavvuftaki evliya olma durumu. – Ama işin o boyutunu anlatmak epey uzun olacaktır 🙂 İskender Pala-OD okuyabilirsiniz o açıdan bakmak için 🙂 – Kısaca bu çakrada anlatılmak istenen şey “bırakmayı” öğrenmek. En güzel örnek Kung Fu Panda olacaktır. Po’nun köyüne baskın olduğunda annesi oğlunun yaşaması için onu nehre salmıştır. Bir annenin evladının yaşaması için onu bırakması… Ya da kendimizi düşünelim. Kendi hayatımızı kurabilmemiz için ailemizi bırakmamız gerekir. Bunu hayatın bir gerçeği olarak kabullenirsek hayatın önemli bir yükü omzumuzdan kalkacaktır.

Toplamak gerekirse işin özünde ortak olan tek bir ifade var aslında “kabullenmek”. Hatamızı, yaşananları, kendimizi… Tüm mesele “kabullenmek”. Çünkü kabullenmek bize bir dayanak noktası verir. Örnek vermek gerekirse matematikte bazı sabitler vardır. Pek çok işlemi yaparken bunlardan faydalanırız. Ve yahut evrenin kendisi de bazı sabitler üzerine kuruludur. Kabullenmek de “değişim” için bir sabittir. O sabite göre hayatımızı değiştiririz. Ve unutmayın hayat olduğu müddetçe değişim olacaktır.

Sağlıcakla…

Tarih:Karalama

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.