İçeriğe geç

Jon Snow Olmak

Merhaba Arkadaşlar,

Sonunda Game of Thrones finalini yaptı. Elbette hayal kırıklıklarımız tavan, içimizden “Böyle finalin taa…” diyoruz. Bu yazımda bunu eleştirmeyeceğim. İzledik, bitti ve geçti. Yalnız dizinin final sezonu her ne kadar berbat olsa da bir karakteri bana final bölümüyle aşırı derecede içselleştirdi. Jon Snow’u…

Öncelikle spoiler uyarısı yapayım. Her ne kadar konulara detaylı değinmeyecek olsam da diziden bir takım sahneleri anlatacağım. Haliyle sizleri de üzmek istemem. Gerçi diziyi izleseniz daha çok üzüleceksiniz en iyisi spoiler yiyin de demek böyle olmuş diyip kapatın bu defteri.

Öncelikle size sahne arkasından ve sahne arkası çocuklarından bahsetmek istiyorum. Önceki yazılarımda belirtmiş olabilirim belki. Sahne arkası dediğimiz kavram – ki ben uydurdum – sahnede oynayan kişi ya da kişilerin sahnesinin hazırlandığı yerdir. Her şey orada düşünülür. Yalnız burada farklı olarak tüm bunlardan sahnedeki oyuncunun haberi olmaz. O ya da onlar sadece hayatını yaşar ancak sahne arkasında onun için çabalayanlar vardır. İşte o sahne arkasında bulunanlara da sahne arkası çocukları diyorum. Oyuncunun tanımadığı, bilmediği, haberdar olmadığı fakat oyuncu(lar) için çabalayan kişilerdir bunlar. Görünmezler, hissedilmezler sadece çabalarlar. Hayatlarında ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar, sahne arkasının verdiği mutluluk paha biçilemez onlar için. İşte Game of Thrones’ta – özellikle final bölümünde – Jon Snow’un da bir sahne arkası çocuğu olduğunu gördüğüm anda zaten sevdiğim karakterin benden biri olmasını bilmek beni hem sevindirdi hem de çok hüzünlendirdi. O halde gelin, hikayeyi beraber okuyalım.

Bildiğiniz üzere Jon, Ned Stark’ın piçi olarak tanınıyordu. Bundan dolayı da Catelyn(Ned’in eşi) tarafından hor görülüyor ancak kardeşlerince seviliyordu. Genç yaşta duvara gönderildi. Zaten orda ufaktan sahne arkası çocuğu olacağının belirtilerini gösteriyordu Jon. Duvardaki “mazlumların koruyucusu” tavırlarından dolayı pek sevilmiyordu. Daha sonra -duvarın da kuzeyinde yaşayan- özgür halkın arasına karışmıştı. Özgür halk, onun hala bir gece nöbetçisi olduğunu düşünüyor ve kendi aralarına kabul etmiyordu. Tek bir bahane yeterliydi Jon’u dışlamak için. O bahane de masum bir kişiyi öldüremediği için kendisine saldıranlarla savaşmak ZORUNDA kalmasıydı. Bu olaydan sonra kaçıp tekrar duvara geri dönmüştü. İlerleyen zamanlarda özgür halk ile duvarın koruyucuları savaşmış ve özgür halkı esir aldıklarında onların katledilmesine karşı çıkmıştır. Bu süre zarfında kuzeydeki “Night King” kendini göstermiş ve Jon duvarın kuzeyindeki herkesin duvara getirilmesi için çabalamıştır. Çünkü bu noktadan sonra herhangi bir ayrım yapılamazdı. Jon, bunun farkındaydı ve kendi canını ortaya koyarak ordaki masumları kurtarmaya çalıştı ve kısmen başarılı oldu. Fakat sonrasında ne oldu? Öldürüldü!!! Onu hançerleyenler arasında yardım ettiği bir çocuk dahi vardı. İşin özüne bakarsak buraya kadar özetlemiş olduğum – hem de özetin dibi – Jon’un hikayesinde o, bir takım durumları kendi doğruları ile çözmeye çalışmıştır. Kendi doğrularınızla yardım edersiniz sahnedekine. Bunu yaparken karşınızda büyük zorluklar yoktur. Sadece doğru bildiğiniz eylemleri yaparsınız. Sonuçlarını düşünmezsiniz. Bu sahne arkasına girişin ilk perdesidir. Asıl mevzu bundan sonra yani “yapmak zorunda” olduklarımızı yaptığımızda başlayacaktır. Bir sahne arkası çocuğunu asıl bu sınavlar terletecektir.

Jon öldükten sonra “diriltildi.” Bu olduktan sonra kendisini hançerleyenleri idam etmek ZORUNDAYDI. İşte bu noktadan sonra sahne arkası çocuğu olmanın zor sınavı başlıyordu. Zor kararlar alması gerekiyordu. Çok canın kurtulması için bazı canların öldürülmesi gerekir. İlginç bir durumdur ama bu hep böyledir. Jon,  YAPMAK ZORUNDA olduğu şeyi yaptı. Kendisine ihanet edenleri duvarda idam etti. O çocuğu da… Daha sonrasında Boltonlarca işgal edilmiş olan yurdunu kurtardı. Yapmak istediği şey evini, yurdunu özgürleştirmekti. Kral olmak gibi bir derdi yoktu ancak savaştan sonra halk onu kral ilan etti ve “Kuzeyin Kralı” oldu. Bana sorarsanız yine YAPMAK ZORUNDA olduğu için kral oldu. Tabi bu süreç dahilinde kuzeydeki asıl tehlikeye hazırlanması gerekiyordu. Bu noktada pek tasnif edilmeyen kararlar aldı. Kendisi gerçek tehlikeyle pekçok kez yüzyüze gelmişti. Neyle karşı karşıya olduklarını gayet iyi biliyordu. Velhasıl bundan sonraki süreç kendisine müttefik aramayla uzun geceye hazırlıklar yapmayla geçti. İşin özünde kendisi için önemli olan “asıl düşmanın” kendisiydi. Fakat YAPMAK ZORUNDA olduğu pek çok şeyi de istemeyerek yapmıştı. Sahne arkasında olmak insanları pek çok YAPMAK ZORUNDA olduğu davranışlara iter. Mesela sahnedekinin huzurlu olması için ondan uzak kalırsın. İstemezsin bunu ama YAPMAK ZORUNDASINDIR işte. Jon için de durum böyle bir şeydi.

Ben bayağı atlaya atlaya anlatıyorum ama benim gözümde Jon’un asıl sahne arkası çocuğu olduğuna karar verdiğim bölüme şimdi geldik 🙂 Jon, uzun gece için kendisine Dany’i müttefik olarak almıştı ve onu tahtın sahibi olarak kabul etmişti. Zaten son sezonda “She is my queen”den başka replik duyamadık pek Jon’dan. Dany’i hem seviyor hem de kraliçesi olarak görüyordu ancak bir gerçek ortaya çıktı. Jon, aslında bir piç değil tahtın asıl varisi olan Aegon Targaryendi. Yani tahtın asıl varisi. Düşünsenize tahtın asıl varisisiniz ve aynı zamanda herkesin de kabul edeceği tek kralsınız ama verdiğiniz bir söz var yani laf ağızdan çıkmıştı bir kere. – Burada şu noktaya da değinmek istiyorum demek ki halkını, masumları koruma isteği içgüdüsel bir istekmiş. Doğuştan gerçek kral olmak böyle bir şey olsa gerek. – Bu gerçekler ortaya çıkınca Jon sözüne sadık bir şekilde tahtta hak iddia etmez iken herkes onu tek kral olarak görüyordu. Hikayenin sonuna doğru geldiğimizde Dany bir “mad queen” olmuş, Jon sözüne sadık kalmakta ısrarcıydı fakat yapılanları gördüğü için ve herkesin ona artık bir şeyler yapması gerektiğini söylediği için sevdiği kadını öldürmüştür. Bana sorarsanız Jon -gerçekte- bunu içgüdüsel olarak yapmıştır. Yani halkını korumak için sevdiği kadını da öldürmüştür. Yani tüm bu hikayede Jon, halkının sahne arkasındaki çocuktu. Önemli olan halktı, masum insanlardı ve onları korumak için yaptı her şeyi. Kendi canını yakan pek çok şey yaptı. Kendi canını yakan pek çok şey oldu ama halk için bunlara katlanabilirdi. Yalnız sahne arkası çocuğu için son bir şeyin daha olması gerekiyordu.

Sahne arkası çocuğu olmanın zirve adımı ise yaptıklarının sahnedekiler tarafından bilinmemesidir ya da kıymet görmemesi. Aslında sahne arkası çocuğu olmanın olayı da budur ve sahne arkası çocuğu buna hiçbir zaman içerlemez. Tanınıp tanınmamak onun için önemli değildir. Önemli olan sahnedeki için doğru bildiğin şeyleri yapmaktır.  Jon, Dany’i öldürdüğü için gerçekte hak ettiği tahtta oturamadı ve tekrar sürgüne gönderildi. Onca hikayenin sonucunda olan buydu işte. Sürgün. Fakat Jon bunu öğrendiğinde ne yaptı? Hiçbir şey. İşte tam bu noktada ben de Jon’u sahne arkası çocuğu olarak saydım. Tam bu noktada onda kendimi gördüm diyebilirim. Tam bu noktada Jon benim için bambaşka bir karaktere büründü diyebilirim. Çünkü tüm bunlar Jon için önemsizdi. Gerçek varis olmasına rağmen isyan etmedi. Kendisine yapılana razı oldu. Çünkü halk kurtuldu ve önemli olan buydu. Kendisine ne olup bittiğinin bir önemi yoktu. Ki sahne arkası çocuğu için sahnedeki mutluysa onun durumu iyiyse kendisine ne olduğunun pek bir önemi yoktur.

İşte tüm bu hikayede anlatmak istediğim “Jon Snow Olmak” demek, sahne arkası çocuğu olmanın bir başka hikayesi demektir. O zaman…

Benden selam olsun sahne arkası çocuklarına

Sağlıcakla…

Tarih:Karalama

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.