İçeriğe geç

Black Friday Üzerinden Kapsayıcı Kurumların Önemi – Kısa Yazı –

Merhabalar,

Uzun zamandır yazı yazmadım. Aslında mevcutta bir yazım var ama düzenleme kısmını bitiremedim bir türlü ve araya bu kısa yazıyı yazmak istedim. Malumunuz son zamanlarda her yerde e-ticaret sitelerinin afişlerini, kampanyalarını görmekteyiz. Şu tarihlerde şu kadar indirim, bu tarihlerde bu kadar indirim falan fistan derken malum günler geldiğinde bir bakıyoruz ki 1 ay önceki fiyat ile kampanyalar dahilindeki fiyatlar aynı. Hem de kampanyadaki fiyat %50’nin üstünde indirimde olduğu halde. Pek çoğumuz da bunun farkındayız. Peki bir şey yapıyor muyuz? Pardon yapabiliyor muyuz?

Durumun analizini yapmadan önce davacı ve davalıları ele alalım. Davacı tüketici, davalı ise firmalar(tabi burayı siyasi partiler, iş sahipleri vs ekleyebiliriz.) Tüketici dediğimiz, kişiler olsa da işin özünde kolektif bir topluluk olmadığından dolayı bireydir. Yani ele aldığımız bu senaryoda bir birey ile bir firmanın durumu söz konusudur. Durum böyle olunca da sonuç doğal olarak bellidir. Firma her zaman kazanır. Çünkü birey, var olan bir sisteme etki edemez ya da o sistemle başa çıkamaz. Bireyin sisteme etki edebilmesi için ya da o sistemle başa çıkabilmesi bireyi destekleyecek belli kurumlar olmalıdır. Bu kurumlar bireyler ile kurumlar arasındaki eşitsizliği kaldırma, kurumlarla bireyler arasındaki iletişimi sağlama gibi görevler görmelidir. Örnek vermek gerekirse Beyaz Masayı ele alalım. Eğer ki belediye ile ilgili bir sorunumuz var ise mevcut durumu Beyaz Masaya iletiriz ve onlar da ilgili birimi durumu iletirler ve bir aksiyon alınır. Diğer türlü kendimiz mevcut durumu çözemeyiz. Çünkü o sorun bizim sorumluluğumuz altında değil ve de o sorunla uğraşmak için gerekli yapılanma var. Eğer ki o yapılanma ile bireyler arasındaki iletişim doğru bir şekilde sağlanırsa zaten sıkıntı hemen giderilir ve de – uzun vadede – toplumsal refah artar. Fakat şu an elimizdeki durumu ele alırsak, fark ediyoruz ki indirim sadece göstermelik olarak tanıımlanmış birkaç sayı ve de biz bunun farkına vardık. Açık bir şekilde dolandırıcılık var ortada. Örneklendirmek gerekirse bir ay önceki fiyatı 100 lira olan A malı indirim ayağına 300 liradan 90 liraya düşmüş gibi satılmaktadır. Tüketici bu durumu fark etmiştir. Fakat sorun bundan sonra başlıyor ne yapmalıdır? İlgili firmaya mı durumu belirtmelidir? Ordan bir numara çıkar mı elbette ki hayır. Zaten bilinçli yapılan bir durum. Tüketici Hakları Derneği? Benim başkalarından duyduğuma göre avukat masrafını bireyin kendisi bir yere kadar karşılayabiliyor. Zaten ülkede bir dava açmayadur neyse. Velhasıl senin mevcut kurumu şikayet edebileceğin bir kapsayıcı kurum yok. Ya da mevcut kurumları denetleyen bir kapsayıcı kurumun yok. Haliyle de bu güvensiz ortam hem toplumsal refahı hem de serbest piyasayı olumsuz bir şekilde etkilemektedir.

Peki ne yapılmalıdır? Genellikle bizler bu durumu sosyal medyada paylaşıyoruz. Günümüz sosyal medyasında pek çok kitle meydana gelmektedir fakat tepkileri twitter databaseinde data olmaktan öteye geçmediği için somut adımlar atıl(a)mamaktadır. Çünkü sanalda olan sanalda kalır. Zaten somut olarak adım atamadığımız için oralarda paylaşıyoruz. Çünkü somut olarak bizim lehimize davranacak bir kurum mevcut değil. Mesela şöyle bir senaryo yazalım. Bir kapsayıcı kurum ele alalım. O tüketici bu ilgili kuruma kanıtlarla gidiyor. Daha sonra bu ilgili kurum tüketici dava açtığı takdirde maddi ve manevi anlamda destek oluyor. Bakanlıkta ilgili birimler var ise onlara da durumu iletiyor. (Tabi burda ben kendimce fikir söylüyorum) Haliyle sorunun çözülmesi için birey bir kurum desteğiyle birlikte hareket ediyor. İşte bu noktada baştaki birey-firma eşitsizliği çözüme kavuşmuş oluyor.

İşi bir de kurumların kendi aralarında ele alalım. Böyle bir kapsayıcı kurum bireyi koruduğu gibi kurumların da kendi kafalarına göre hareket etmesini engeller. Onları düzenli bir şekilde denetler ve dolayısıyla firmaların yanlış düşüncelere girmesini engeller. Meşru olmayan durumlarda firmalara yaptırım uygular ya da uygulanması için çalışma başlatır. Yani bireye kadar yansımadan sorun ortadan kaldırılmış olur.

Elbetteki bu durum ortadoğu için zor bir senaryo gibi geliyor bana. Lakin toplum olarak bir şeyleri talep etmek de gerekiyor. Çünkü sorunlarımızı, sıkıntılarımızı SOMUT adımlarla çözebilmek için kapsayıcı kurumlara ihtiyacımız var ve bu kurumlar sadece sorunlarımızı çözmekle kalmayıp ekonomik istikrarı ve toplumsal refahı da sağlayacaklardır. Dilerim ki böyle güzel gelişmeler görürüz.

Sağlıcakla…

Tarih:Genel

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.