İçeriğe geç

Üniversite Hayatı(m) Üzerine Karalama

Merhaba Arkadaşlar,

Bu yazımda size üniversite hayatını nasıl değerlendirmemiz gerektiği üzerine bir takım naçizane öneriler vermek istiyorum. Hem yapsaydım dediğim noktaları hem yapacağım diyip yapmadığım noktaları hem de yaptığım noktaları noktaları anlatmak istiyorum. Kısa ya da unuttuğum şeyler olabilir belki onu da part-2 yaparız 🙂 Öyleyse başlayalım.

Yapsaydım

Bu noktada diyeceğim ilk şey kendi adıma daha çok sosyal ortamlarda bulunmak olurdu diyebilirim. Sosyallikten kastım eğlenme, disko, kulüplere dahil olma, aktivitelere katılma, farklı networkler oluşturma – ki bu çok daha önemli!!! – gibi şeylerden bahsediyorum. Aslında üniversite hayatımda bunu bir nebze gerçekleştirdim. Fakat yeterli değildi elbette çok geç fark ettim bunu. Üniversite yılımın son senesinde pek çok şey yapmaya giriştim. Bazı şeyleri geç de olsa anladım. Ve de bu beni olumsuz etkiledi çünkü 1-2 yıl önce bunun farkında olsaydım daha farklı şeyler başarmış olurdum belki de. Gerçi o zamanlar için geç olsa da ordaki tecrübelerim şu anki hayatımda bana çok şey kattı.

Bir diğer nokta ise disiplin. Üniversitede kesinlikle bir disiplininiz olmalı. Çünkü boş zaman çok olduğu gibi yoğun zamanlar da çok. Ve hayatınızın en verimli bu çağlarında bir disipline kendinizi oturtabilirseniz ömrünüzü kazanmış olursunuz. Bu denli iddialı konuşuyorum çünkü üniversite sonrası hayatta sizi ayakta tutacak olan sizi esnek tutacak olan en büyük etken disiplin olacaktır. O yüzden disiplinli olun. En azından zamanınızı yönetmeyi öğrenin.

Temel bilgileri yalayıp yutmak. Algoritmalar üzerine daha fazla çalışsaydım diyorum kendime. Bunu düşünce ise bilim ile felsefenin buluştuğu o ince noktadan sonra oldu aslında. Mesleğinizin felsefesine odaklanırsanız size müthiş zevkli geldiğini söyleyebilirim. Ben rastgeleliğin hiçbir zaman worst-case senaryo oluşturmadığını, Gauss dağılımının evrende her yerde olduğunu ya da sekreter probleminin günlük hayatta davranışlarımızı yönetme konusundaki başarısını öğrendiğimde aydınlanma yaşamıştım 🙂 O yüzden bölümünüzü sadece teknik olarak ele almayın, işin felsefik kısımlarını da ele alın. Emin olun çok eğlenceli şu an yükseldim ben de 🙂

Buraya yazacağım diğer madde de bir firma bana uzun dönem stajyerlik teklif etmişti ama ben üniversitede dönem projemi yapmak için reddetmiştim. Gitseymişim diyorum kendime. Çünkü iş hayatı çok başka bir dünya olduğu için üniversite mezunlarının %99’u mezuniyet sonrası bir depresyon süreci yaşıyor. Ne yapıyorum ben? Bu muymuş? gibi düşüncelere dalıyorlar. Bunları engellemek için bir firmada uzun dönem stajyerlik yapmak çok faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Hem bununla beraber kendinizi piyasaya hazırlamak için de çok güzel bir fırsat.

Üniversitelerin bir araç olduğunu ve İŞKUR olmadığını kavramak. Bu da benim son senelerimde farkına vardığım bir noktaydı. Üniversiteler sizi piyasaya hazırlamaz. Pek çok genç bu yanılgıya düşüyor. Üniversite İŞKUR DEĞİLDİR. Orası akademik bir kurum. Haliyle yapmanız gereken şeyler orayı ARAÇ olarak kullanıp temel yapınızı kurmak ve onu geliştirmektir. Üniversite hocaları bu konuda deneyimli insanlardır. Hepsini sömürmeniz gerekir. Fakat piyasayı anlamak için de stajlara gitmelisiniz. Bu ayrım çok çok çok önemlidir. Çünkü sonrasında üniversiteler boş ayağa yatıyor mezunlar, yatmayın.

Daha fazla gezseydim diyorum bazen kendime. Çünkü o kadar çok boş vakit var ki… Kitap okuyup, kendimi geliştirip daha elitist takılabilirdim belki

Yapmasaydım

Bu başlıktaki en güzel örnek şüphesiz beğenmemezlik. Üniversite gençlerinde şu çok oluyor. Yurt dışında okusaydım, hocalarım iyi değil, dersler şöyle böyle gibi bulunduğu ortamı beğenmeme sorunu var. Sorunların nedenini sürekli başka yerlere atmayı seviyorlar. Ben de öyleydim. Yurt dışındaki güzel araştırmalara vs özenirdim ve burda olmadığı için yakınırdım. Ancak durum şu ki elime geçen birkaç fırsatta bu işlerin beni aştığını ve benim bu işler için yetersiz olduğumu fark ettim. Yani sizin için iyi olduğunu düşündüğünüz şey için siz iyi misiniz bunun üzerine iyi düşünmeniz gerekiyor. Çünkü genelde olmayan şeye olan özentimiz boş özenti bunu size belirtmek isterim. Şu sorular önemlidir. O fırsata siz layık mısınız? Ben cevap vereyim %99 layık değilsiniz. Ya da o fırsat ayağınıza geldiğinde siz hazır olacak mısınız? Hayır, olmayacaksınız. Haliyle o kuruntuları bırakıp mevcut durumda bir şeyler yapın. Yol oraya çıkıyor sonra…

Yapacağım(ama yapmadı 🙂

Bu alanın başında gelen konu kesinlikle dil öğrenme 😀 Bazı arkadaşlarım bunu hala sürdürüyor. Öğrenmeyeceksin işte kabul et. Her üniversite öğrencisinin hayalidir dil öğrenmek. – hayale bak –  Her zaman bu sefer başlıyorum diyip bırakır. Ne olur üniversitede bu tarz bir goygoya girdiyseniz kurtulun o goygoydan. Çünkü boş muhabbettir o. Kendinizi yıpratmaya değmez. Ordaki mevzu başka çünkü.

Düzenli çalışacağım. Özellikle ilk vizeden çakınca gelen anlık heves. Ertesi gün geçer.

Spora gideceğim. Evet 🙂

Mizah bölümü gibi olan bu kısımda bunların yapılmama sebebi disiplinsizlik ve boş zaman olarak ele alınabilir. Hatta içselleştirmek felan diyeceğim de onlar da derin mevzular neyse…

Yaptım

Meraklı olmak. Meraklı oluşum bana üniversite sonrası hayatımda çok şey kattı. Hem de tarif edemeyeceğim kadar çok şey. Üniversitede çok şey araştırdım, geliştirmeye çalıştım. Farklı communitylerle iç içe olmaya çalıştım. Nasıl oluyor hep araştırdım ve bunlar bana network, para, saygınlık olarak geri döndü. Üniversiteden kendime kattığım en büyük değer hep meraklı olmamdan kaynaklandı. Ve şu an da hepsinin meyvesini yiyorum.

Network kurmak. Daha fazlasını yapabilirdim ama bir nebze de yaptım. Bence üniversitede yapılması gereken en önemli şey bu. Çünkü benim şöyle bir inancım var. Herkesin üniversitede bir “o” arkadaşı vardır. “O” arkadaşı tarif etmek gerekirse sizin hedefdaşınız diyebilirim. “O” arkadaşı bulabilmek için onu aramalısınız. Hocalarla, iş hayatındakilerle tanışın. Ben networkümden olmadık insanlardan olmadık işler aldığım gibi olmadık başka insanlarla tanıştım. Şu an tanışımın tanışının tanışı ile beraber şirketlere iş yapıyoruz. Gökte uçan kuşla bile tanışın yani o derece diyim. İnsanlara kendinizi, düşüncelerinizi anlatmaktan çekinmeyin.

Girişken olmak. Üniversitede ben kendi mesleğimle ilgili olarak etkinliklere katılıp oralarda kendimi göstermeye çalıştım hep. Keza derslerde de hocalarımla sürekli bir konu üzerine konuştum, tartıştım fikirlerini öğrenmek istedim. Girişken bir tavır sergilemeye çalıştım. Bu tavır, insanlar üzerinde çok olumlu bir izlenim bırakıyor. Tabi sosyal olarak girişken olduğum gibi bir arkadaşımla sürekli nasıl şirket kurarız diye tartışıp durdum. Sürekli girişimcilik heyacanına katılmak istedim. Ama bir maddiyatla katılmak daha doğru geliyor şu an bana. Velhasıl sürekli aktif olun.

İş bulma derdi edinmedim. Benim hiçbir zaman iş bulma derdim olmadı. Yani demek istediğim iş bulamam diye hiç düşünmedim. Çünkü iş bulmak bir amaç değil bir sonuçtu benim için. Ben üniversite hayatımda gerekli her şeyi yapmıştım kendi adıma. Çalıştım, araştırdım, çevre yaptım. İş bulmak tüm bu çabalarımın bir sonucu oldu bende. Keza siz de bu zihniyetle hareket edin. Amaç-sonuç kavramlarını karıştırmayın.

Bu yazımda da sizlere – kısa da olsa – bir takım tecrübelerimi anlatmaya çalıştım. Gençleri hayata doğru hazırlamak ve gençlerin hayata doğru soruları sormalarını sağlamak için bu tarz yazılarıma devam edeceğim.

Sağlıcakla…

 

 

Tarih:Eğitim

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.