İçeriğe geç

İsyanım Var Ulan(!)

Merhaba Arkadaşlar,

Sizlere bu yazımda bir darlanmışlıktan bahsetmek istiyorum. Yalnız kalmaktan, anlaşılamamaktan, güvensizlikten bahsetmek istiyorum. Yargılanmaktan, saçma ithamlara maruz kalmaktan bahsetmek istiyorum. Ve bunu da – haddim olmasa da – gençler adına yapmak istiyorum.

Bu isyanımı anlatmadan önce yazımı dayandırdığım temel bir argümana değinmek istiyorum. Hayatta hepimiz özünde bir otoriteye bağlı yaşarız. Bu otorite, büründüğümüz rollere göre değişir ve bu farklı otoriteler de kendi içinde bir önceliğe sahip olur. Mesela bir çocuk için evdeki otorite ile okuldaki otorite aynı değildir. Keza bürünülen roller de aynı değildir. Bizler bu farklı otoritelere göre hayatımızı anlamlandırmaya çalışırız. Fakat hepimiz aynı otorite ile yetiştirilmedik. Haliyle başka otoritelerce yetiştirilmiş kişilerle etkileşim halinde bulunduğumuzda bu bizde olmayan davranışlarla, düşüncelerle tanışmamıza neden olabilir. Bizler de bu davranışları sevebiliriz ya da sevmeyebiliriz. Aslında dananın kuyruğunun koptuğu nokta da tam olarak burası. Bizim, bizde olmayan davranışa karşı gösterdiğimiz tepki.(Bu yaşamdaki her alanda geçerlidir.) Şimdilik burayı hafızaya atalım.

Bir diğer argümanda bizi fazla çok başka otoritelerle karşılaşmamızı sağlayacak olan en önemli etken: İletişim. İletişim, bilginin gönderici ve alıcının birbirini anladığı bir ortamda göndericiden alıcıya iletilmesidir. Haliyle iletişim ne kadar yaygın ve kolaysa bizim başka bilgilerle karşılaşma olasılığımız artacaktır. Hepimiz farklı otoritelerle büyüdüğümüz için başka bilgilerle karşılaşmak demek aslında bizim başka otoritelerle karşılaşmamız anlamına gelecektir. Bu da dananın kuyruğu dediğimiz noktayı karşımıza çıkartacaktır. Gelin ülkemiz açısından bunu bir ele alalım.

Cumhuriyet tarihine baktığımızda askeri ihtilaller oldukça fazladır. Annelerimiz, babalarımız çocukluk ya da gençlik dönemlerini bu ihtilal zamanlarında yaşadıklarından dolayı baskıcı bir otorite altında yetişmişlerdir. Keza o zaman için toplumumuzdaki yanlış otoriteler de onların aileye, çocuğa, eşe bakışını büyük ölçüde etkilemiştir. Haliyle ebeveynlerimiz korku salan bir otoriteden öğrenmişlerdir davranışlarını. Ve de o dönemlere bakarsak -bugüne göre- iletişim çok sınırlı, medya kuruluşları çok sınırlı haliyle başka otoritelerle karşılaşmak çok çok sınırlı. Durum böyle olduğu için kendi davranışını sorgulayamamaları ve onları benimsemeleri çok çok doğal. -Bu konuyu en güzel hepimizin bildiğini düşündüğüm Kibar Feyzo filmi özetleyecektir diye düşünüyorum.- Fakat bugünün gençlerinin doğduğu dünyada iletişim had safhada hatta öyle ki clubhouse diye bir uygulama çıkıyor var olan tüm iletişim alışkanlıklarına yepyeni bir bakış kazandırıyor. İletişim başka bir boyut alıyor. Haliyle bu denli gelişmiş bir iletişim ağında yeni otoritelerle karşılaşmak bunun sonucu olarak da kendi otoritemizi sorgulamak, onu tanımamak gençler için – büyüklerimizin aksine – çok doğal bir durum olarak karşılanıyor. Bu durum da gençlerin otoritelerinin hoşuna gitmiyor.

İşte benim gençler adına yapmak istediğim isyan da tam olarak bu noktada başlıyor. Çünkü mevcut otoriteyi yetersiz bulan – ki bu aile, öğretmen, ceo herhangi bir otorite olabilir – gençler burada bir değişim talep ediyorlar. Fakat ne yazıktır ki bu gençler dinlenmiyor. Bir şey bilmemekle suçlanıyor, hor görülüyorlar. Toplumumuzda zaten genel bir tartışma sorunu var iken farklı otoritelerde yetişmiş bireylerin dertlerini birbirlerine anlatamaması çok acı bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Gençler bugün anlaşılmadıkları bir ailede bir ülkede büyüyorlar. Bu da ileride ne yapacağını bilemeyen bir yetişkin(!) neslin oluşmasına neden olacaktır. Çünkü günümüz gençleri çok fazla otorite ile karşılaşıyorlar ve onlarla bu otoriteler tartışılmıyor. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırt edemeyen gençlerin bildikleri tek şey kendi otoritelerinin yanlış olduğu durumu oluyor.

Ben burada gençler adına şu isyanı dile getirmek istiyorum. “Benim düşüncelerimin neden dinlenmediğini anlayamıyorum. Neden hiçbir şey bilmiyormuşum gibi davranılıyor. Eleştirilerim hor görülüyor ya da bir taraf olmakla suçlanıyorum. Bu durumum herhangi bir noktada bana niye yansıyor?. İş hayatımda da bu geçerli kendi sosyal hayatımda da. Mesela iş hayatımda başka ülkelerdeki otoritelerin sağladığı imkanları benim otoritem neden sağlayamıyor? Bunu sorgulayıp çözümler üretmek adına neden bir tartışma yapamıyorum? Neden ben tartışma yapamıyorum? Mahzuni Şerif çok doğru söylemiş.

Ben de Bir İnsan Oğluyum
Bırak Beni Konuşayım
Bir Başım Bir Beynim Vardır
Bırak Beni Konuşayım
Düşüneyim, Danışayım

Aile otoritesini eleştirsem ayrı bir dalga, toplumsal durumu eleştirsem ayrı bir dalga ile karşılaşıyorum.” İşte gençlerin en temel sorunu anlaşılmak dinlenmek aslında. Gençler kendinde olmayan başka davranışlar görüyor ve haliyle de bunları benimsiyorlar. Ve bunun kadar doğal bir durum söz konusu olamaz. Ama bu gençlerin otoritesi tarafından hoş karşılanmıyor? Peki neden? Çok basit onlar da bilmiyorlar. Çünkü bu davranışlar onların da otoritesine ters düşüyor. Gelin bu açıdan bir inceleyelim.

Doğu toplumu olduğumuz için bireyselcilik hep arka plandadır. Kültürümüz, dinimiz bireyselciliği hep arka plana atmıştır. Cemaatler, cemiyetler bireyden çok daha önemlidir.Keza toplum anlayışımız da öyledir. Elalem, bizim kendi egomuzun, arzularımızın çok çok önündedir. Davranışlarımızı onlara göre şekillendiririz. Onlar bizim için “öteki”dir. Arzularımızı, neyi nasıl yapacağımızı onlar söyler bize. Böyle bir kültürde büyüyen ebeveynlerimiz daha çok bireyselcilik arayan gençleri anlayamaz. Çünkü kendi otoritesini sorgulamak, ona karşı çıkmak  anlamına gelir ki bu onlar adına aşılması zor bir engeldir. Haliyle de burada gençleri anlamaya çalışmak yerine onları bastırmak onlar adına daha kolay olacaktır. Buna ek olarak kutuplaşmış bir toplumda olduğumuz için siyasilerin farklı tutumlar sergilemesi kuşak çatışmaları ile birleşince ülkede gençler bastırılıyor. Eleştirme, sorguluma hakları elinden alınıyor. Toplum bazında değil ne yazık ki devlet bazında da karşımıza çokça çıkıyor bu durum.

Keza iş hayatında da gençlerin bakışları bireyselcidir. Gençler iş hayatında makam mevkiden ziyade fark edilmek istiyorlar daha çok. Büyük bir çarkta olan bir vida değil, büyük bir çarkta olan önemli bir vida olmak istiyorlar. Değerlerinin farkında olunmasını istiyorlar. Çünkü onlar kendi bireyselciliklerini önemli oldukları hissetmek görmek istiyorlar. Büyüklerimizin aksine 9-5 memur mentalitesinde çalışmak değil daha esnek saatlerde çalışmak ya da girişim yapmak istiyorlar. Buna uygun bir sistem getirilmesini talep ediyorlar. Ancak bu tutumları onlara -ne yazık ki – bunlar çalışmak istemiyor, tembeller, hallerine şükretmiyorlar etiketine mal oluyor.

Bir diğer neden ise gençler bir şey bilmiyor anlayışı. Fakat bu büyüklerin kendilerini kandırdıkları bir argüman. Çünkü onları bir şey bilmiyor diyerek suçladıkları şey aslında kendilerinin sorgulamadan kabul ettikleri kendi otoritelerine aykırı söylemlerde bulunması. Mesela  “Gençlerimize eski yılları anlatmak gerek” düşüncesi bunun çok bariz bir göstergesi. Çünkü bizi yetiştiren nesil baskı, korku kültürü ile büyüdüğü için onları “Biz gidersek eskiye dönersiniz” korkusu ile korkutabilirsiniz ama gençlerde öyle bir korku olmadığı için bu yaklaşım onlarda hiçbir etkiye sebebiyet vermeyecektir. Haliyle gençler bir şey bilmiyor eskiyi onlara anlatalım aslında içinde bu korkuyu onlara aşılayalım anlamına gelmektedir. Bir başka örnek de kendi adıma çok şahit olduğum bir örnektir. Fiyatlarda zam olduğu zaman büyüklerimiz olsun onu da yemeyiversinler düşüncesini çokça dile getirmişlerdir. Önceden yoktu alamıyoruz şimdi var da alamıyoruz düşüncesi onlar için en azından var mantığında olduğu için iyi bir şey gibi karşılanıyor. Bu mentaliteyi PS5 alıp oynamayı normal olarak görmek isteyen bir nesle yedirmenin tek yolu da onlara “eskiyi” anlatmaktır yoksa ülkemizi nasıl daha çok kalkındırırızı düşünmek değil!!!

Bu tarz eski otoritenin bakışı biz gençler için artık ciddi anlamda can sıkıcı olmaya başlamıştır. Bu yüzden de George Smith Patton’un efsane sözü ile bu konuyu çözüme kavuşturmak istiyorum. Der ki “Ya beni takip et, ya bana yol göster ya da yolumdan çekil!!” İşte bugünün genç bir bireyi olarak tam anlamıyla çözüm adımlarım bu. Ya beni takip edin fikrimi söyleyeyim beraberce tartışacağımız(konuşacağımız değil) ortamlar kuralım, otorite adına değil ülkemiz adına daha yeni çağdaş bir yapılanma kuralım eğer ki yanlış olduğumu düşünüyorsanız bana bir yol gösterin açıklayın yine tartışalım(bakın tartışma!!) bir uzlaşıya varalım. Ama hiçbirini yapmıyorsunuz. Sürekli ötekileştiriyorsunuz. Bunlar vatan haini, bunlar cahil diye atfediyorsunuz. Elalem ne der diye davranışlarımı kısıtlıyorsunuz. Bu durumda tek bir seçenek kalıyor o zaman en azından yolumuzdan çekilin ki biz yolumuza bakalım. Gençlerin isyanı artık bu noktadadır. Yolumuzdan çekilin. Buna her otorite dahil. Bu ülkenin gençleri olarak her türlü talebimizi söylemeliyiz. özellikle pandemi döneminin büyük katkısı bu gençlik devrimi için güzel bir fırsat. Firmalar uzaktan çalışmaya geçtiler, öğrencilerin sınav olmasın talepleri onları birleştirdi, gerçek para birimlerinin sorgulanıp kripto paraların öne çıkması… Bizim de gençler olarak bu devrimin bir parçası olmamız gerekiyor. Çağdaşlıktan ödün vermeden sırtımızı kimseye dayamadan çabalamamız gerekiyor. Çünkü bu noktada tek başımızayız.

Son olarak gençlere müjdem de şudur ki tek gerçek varsa ilerisinin bizim elimizde olacağı gerçeğidir. Ona göre fırsat geldiğinde hazır olmalıyız. Çalışma gayemiz bu olmalı. Büyüklere ise Arabalar 3 filmindeki şu küçük diyaloğu sunmaktan büyük memnuniyet duyarım. Yeni nesil yarışçıların boy göstermesiyle eski nesil araçlar kaportalarını emekli etmeye başlarlar. Ve bir yarışçı Şimşek McQuinn’e şu efsana cümleleri kurar. “Amcama ne zaman bırakacağımı nasıl anlarım dedim? Ne dedi dersin. Gençler sana anlatacaktır.”

 

Sağlıcakla kalın efendim….

Tarih:Karalama

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.